Yeni bitki alacaklara notlar

Yeni bitki alacaklara notlar

Bitki/çiçek dükkanlarından ya da seralardan aldığımız bitkilerin bir kısmı her şeyi doğru yaptığımızı düşünmemize rağmen ölebilirler. Bu durumla karşılan çoğu kişi, bir, iki bilemediniz üç denemeden sonra bitkilerle arasına mesafe koyuyor. Sıklıkla ‘’Kaktüsü bile öldürdüm!’’, ”Hiç su vermedim öldü, çok suladım öldü, ne dendiyse yaptım yine de öldü!” gibi ifadeler duyuyorum. Bu yazının konusu bitki kaybını önlemek amacıyla dikkat etmemiz gereken basit ama hayati birkaç nokta. Hikayeyi başa sarıp, bitki alırken ve sonrasında basitçe nelere dikkat etmemiz gerektiği konusuna değinmek istiyorum.

Hangi bitkiyi, nereden almalıyız?

Son zamanlarda bitki alışverişi için alternatif mekanlar bulmak mümkün. Butik bitkiciler veya çiçekçiler, internet üzerinden sipariş alan platformlar, seralar, özellikle dış mekan bitkileri açısından zengin olan fidanlıklar vs. Hepsi denenebilir. Önemli olan edindiğiniz türün bakımına dair doğru bilgi edinmek ve bitkinin sağlıklı olduğundan emin olmak. Bakım önerileri konusunda doğru bilgiyi internetten bile edinebilirsiniz ama tecrübe ve yüz yüze diyaloglar, özellikle yetiştiricilik konusunda yeni olanlar için çok daha faydalı olabilir. Benim bitki alma konusunda bir sınırım yok; ama bu sınırsızlığı dizginleyen iki kriterim var. İlki, bitkiyi aldıktan sonra gerekli koşulları sağlayabileceğimden emin olmak. Bu konuda iyi bir bitki tedarikçisi size yardımcı olacaktır. Örneğin yarı gölge bir mekana yoğun ışığa ihtiyaç duyan, gölge toleransı düşük bir tür koymak istediğinizde, karşınızda sizi uyaran bir tedarikçi varsa doğru adrestesiniz. Söz konusu olan canlı; yalnızca maddi değerle ölçülen bir malzeme değil. O yüzden soru sormaktan çekinmeyin ve uyarıları kulak ardı etmeyin. İkinci kriterim herkes için geçerli sanıyorum: bitkiyi form veya tür olarak beğenmek/sevmek.

Elimizdeki bitkinin sağlıklı olduğunu nasıl anlayacağız?

Satın almayı düşündüğünüz saksı bitkisinin genel durumu hakkında birkaç küçük detaya dikkat ederek fikir sahibi olmak mümkün. Sağlıklı bir bitkiyi ayırt etmek için ilk aşamada gövde, dallar, yapraklar, duruş, renklenme ve mümkünse çiçeklenmesine bakmamız gerekli. Gövde veya yapraklarda siyah/kahverengi/sarımsı lekelenmeler, mevsimsel olmayan yaprak döküntünleri, gövdede yumuşama, yapraklarda duruş bozukluğu/lekelenme/kuruma veya anormal kıvrılmalar, toprak kaynaklı veya bitkiye yayılmış böceklenme varsa bu işaretler sağlıksızlık göstergesidir. Bitkilerin (özellikle tropiklerin) çoğu ithal, nakliye esnasında da hırparalanıyorlar. Özellikle boylularda yaralanma, kopma gibi durumlarla karşılaşıyoruz.

Diyelim ki bitkiyi seçtik, eve getirdik. Sonra ne yapacağız? Birçoğumuz hiç müdahale etmeden bitkiyi hoşuna giden yere yerleştiriyor. Bu uzun vadede bitki kaybına neden olabilir. Hatta süre bazen o kadar kısa olur ki, birkaç hafta içinde aldığınız bitki ölebilir. Bunun çeşitli nedenleri var. İlki bitkinin sera veya diğer tedarikçilerdeki durumuyla ilgili. Bitkiler seralarda ya da dükkanlarda karşımıza genelde plastik saksılarda torf veya bitki türüne göre değişebilen muhtelif malzemenin/karışımın içinde ekili olarak karşımıza çıkarlar. Bu nahoş hal uzun vadede bitki sağlığı için olumu bir tablo yaratmıyor. Bu haliyle (plastik saksıda ve bir karışımda ekili olarak) eve aldığımız bitkiyi mevsim uygun olduğu takdirde toprak ve saksı değişimini öneriyorum. Ben edindiğim her bitki için saksı ve toprak değişimi yapıyorum (aslında iç mekanda baktığımdan mevsime çok takılmıyorum). Peki bitki bu ihtiyacını size nasıl söyler? İlk işaret, bitkinin köklerinde. Plastik saksıda bekleyen ve sera ortamında gelişim gösteren türlerde sıklıkla plastik saksının alt deliklerinden fışkıran kök uzamalarına rastlarız. Ayrıca sera ortamında gelişim gösteren bitkilerde sık saksı değişimi yapılmadığından saksı boyutu bitkiye nazaran çok minik olabilir. Kök uzaması ve bitkinin boyutunu baz alarak edineceğimiz fikir dışında, kullanılan bitki yetiştirme ortamının çoğu zaman torf veya hindistan cevizi torfu olarak adlandırılan ”cocopeat” gibi malzemeler olduğunu görürüz. Bu malzemeler bitki türüne göre elverişli yetiştirme/köklendirme ortamı olmakla birlikte uzun vadede gelişen bir saksı bitkisini beslemekten uzaktırlar. O yüzden hem sağlıklı, geçirgen bir saksı hem de edinilen bitki türüne uygun toprak kullanmak bitkiyi rahatlatır. Bir diğer konu da, evde sera koşullarını sağlayamamak. Seralar iklimlendirme yapılan yerler. Ev ortamında nem ve ısı kontrolünü bu denli titiz yapmak tabii ki mümkün değil. Özellikle tropikler seradan çıkıp eve geldiklerinde şoka giriyorlar. Burada önemli olan bitki merkezli düşünmek. Örneğin son zamanlarda popülerleşen Cocos nucifera. Saksı bitkisi olarak çok uzun ömrülü değil. İç mekanda yoğun kalorifer veya ısıtıcı kuruluğunu asla kaldırmıyor. Yaprakları çıtır çıtır yanıyor. Siz sulama rejimine ne kadar titizlenseniz de ev koşullarında uzun süre yaşatmak zor. Çözüm: almamak, dolayısıyla öldürmemek 🙂

Bir cevap bırakın